Kronik Hastalıkların Ve Sendromların Tedavisinde Glütensiz Diyet
05-09-2017

Birçok hastalığın nedeni glüten midir?

Ne yazık ki, günümüzde glütensiz diyetin etkinliği konusunda sağlam bilimsel ve eğitimsel tabanının olmayışı nedeniyle, çok az doktor, bu diyeti uygulama ihtiyacı doğrultusunda tanı koyabilir ve hastalara, bu diyeti nasıl uygulayacakları hakkında hastalara bilimsel tavsiyede bulunabilir. Bu durum, vakaların çoğunda, insanların kendi beslenme düzeninin basit olmayan kuralarla göre değiştirme konusunda kendi başına karar alma mecburiyetinde kalmasına veya, aksine, bu diyette konulan yasakların kapsamlı olmasından ürkerek, kronik hastalıklı durumla ilgili bir sıra semptomla birlikte yaşamaya razı gelmesine neden olmaktadır. Glütensiz yeni bir hayata başlama kararı alan kişiler, bazen sadece deneme yanılma yoluyla sonunda kendileri için doğru yöntemi bulmaktadır.

Glütensiz diyetin kimler için hayati önemi vardır? (Yaşam ve ölüm meselesidir)

1. Çölyak hastaları ve otoimmün hastalıklardan muzdarip olan, bağışıklık sistemlerinin, buğday ve diğer tahıllarda bulunan glüten bileşenleri etkisiyle ince bağırsak villuslarını tahrip ettiği kişiler. Çölyak hastalığının (ya da diğer ismiyle “glüten enteropatisi, glüten intoleransının”) belirtileri çok çeşitli olabilir, her bir somut vakada büyük farklılıklar gösterebilir ve çok farklı organları etkileyebilir. Bu karmakarışık tablo, hastalığa tanı konmasını ciddi derecede zorlaştırabilir, hastalığın teşhisi, genelde kan analizleri ve ince bağırsak biyopsisi yoluyla yapılır. Aşağıda, çolyak hastalığına eşlik edebilecek olan muhtemel kronik durum (semptomların) listesi verilmiştir:

Sık sık, sıvı şekline dışkılama
Kronik kabızlık
Kusma
Mide şişkinliği ve kramplar
Soluk renkli dışkı
Zayıflamış bağışıklık sistemi
Açıklanamayan kilo kaybı
Belirgin bir neden olmadan demir eksikliği anemisi
Kemik ve eklemlerde ağrı
Osteoporoz
Kasılmalar
Depresyon veya anksiyete
Kısırlık
Tekrarlanan düşükler
Adet düzensizliği
Artrit
El ve ayak parmaklarının karıncalanma veya uyuşma
Kronik stomatit (ağız boşluğunda yaralar)
Egzema

Çölyak hastalığında, ömür boyu glütensiz diyet gereklidir. Batı'da, 133 kişiden birinin çölyak hastası olduğu ve bunların sadece % 5'inin bu konuyu bildiği kabul edilir. Çölyak hastalığının kalıtsal hastalıklara dahil olduğunu akılda tutmak gerekir. Bu durum, hastanın akrabalarının da, çok çeşitli belirtilerle kendini gösteren, glüten intoleransı veya glütene karşı hassasiyetten muzdarip olabileceğini göstermektedir.

Semptomların azaltılmasında glütensiz diyet kimlere fayda sağlayabilir?

İyileşme sürecinde Glütensiz diyetin belirleyici unsur olduğu hastalıklı durum semptomlarının net listesini çıkarmak şu an itibariyle mümkün görünmemektedir. Bu alan, tıp ve beslenme biliminin birleştiği çizgide bulunmakta ve şu an itibariyle siyah ve beyaz ayrımının yapılması mümkün değildir. Yine de,  mevcut bilimsel olarak kanıtlanmış varsayımlara ve glütensiz diyetin uygulanması konusunda birikmiş olan tecrübeye dayanarak, aşağıdakileri güvenle söyleyebiliriz.

Glütensiz diyet, aşağıdaki kişilere faydalı olabilir:

1. Glütene duyarlı insanlar (Çölyak hastalığı tanısı yoktur). Bu kategoriye, çölyak hastalığında görülen semptomlarla  (bkz. yukarıda) benzer semptomlar görülen herkes dahil edilebilir. Ancak, bu insanlarda, çölyak hastalığı için tipik olan emilim bozukluğu gözlenmez. (kan analizi ve ince bağırsak biyopsisinden negatif sonuç alınmıştır).

Dünyamızdaki her yedi kişiden birinin belirli derecede glütene duyarlı olduğunu varsaymak için nedenler vardır (bazı batılı uzmanlara göre, bu duyarlı kişi sayısı, üç kişiden biri kadar olabilir). Mevsimsel alerji ya da gıda alerjisi gibi bilinen kavramların, aslında glüten tüketimi ile doğrudan bağlantılı olabileceği görülmektedir. Çölyak hastalığından farklı olarak, şu an itibariyle, glüten hassasiyetinin laboratuar yöntemleriyle belirlenmesi mümkün değildir.

2. Otizm, şizofreni ve diğer psiko-nörolojik durumların belirtilerine sahip kişilerin de spesifik bir alt kategoriye ayrılması gereklidir. Ne yazık ki, bu yönde, kaliteli yansıması olan geniş klinik araştırmalar bugüne kadar hala yapılamamıştır. Ancak, nöropsikiyatrik bozuklukların ortaya çıkması ve glüten ilişkisini gösteren ön çalışmaların sayısı her yıl artmaktadır. (bazı literatür kaynaklarının listesi aşağıda gösterilmiştir). Bu arada, problemli bir süt proteini olan kazein nedeniyle, sütlü gıda kullanımında benzer bir etki gözlenmektedir. Glüten ve kazein, protein moleküllerinin yarı dağılım ürünü olan peptidler şeklinde metabolize olur  (bunlar sırasıyla gliadinomorfin ve kazeinomorfin’dir). Çoğu insanın vücudunda, peptidler parçalanır ve aminoasitlere dönüşürler. Ancak, otizm ve şizofreni hastalıklarından muzdarip olan kişilerde, çeşitli nedenlerle, peptidlerin tam sindirimi gerçekleşmez,  onlar olduğu gibi, ince bağırsak duvarlarındaki geçirgenliğin artması nedeniyle kan akımı sistemine girer. Peptidler, kanla birlikte beyin hücrelerin içine girdiğinde, afyon benzeri etkiler oluşturur ve bunun belirtisi, özel durumlarda, otizm ve / veya zihinsel engellerin semptomları şeklinde kendini gösterir.

Otizmin çok yönlü tedavisinde en sıkı glütensiz ve kazeinsiz diyetin uygulanması (özellikle küçük çocukluk döneminde), çoğu durumda, semptomların zayıflamasına ve bazen çocuğun tamamen normal gelişim sürecine "dönmesine" katkıda bulunur.

3. Glütensiz diyet, kronik sendromlar ve otoimmün hastalıkların semptomlarını hafifletebilir. Glütensiz diyet ile deney yapan, sayısı giderek daha fazla olan doktor ve beslenme uzmanı, glütenin çok sayıdaki sağlık probleminin başlamasında ve gelişmesinde önemli bir rol oynadığına inanma eğilimindedir. Bu mümkün müdür?

Vücudun glüten zehirlenmesi konusundaki uzmanların görüşüne göre, glüten; otoimmün hastalıkların gelişimini başlatabilir. Glütene duyarlı olan kişilerde, glütenin sindirim süreçleri (Besinlerin çözülmesi ve emilimi) üzerindeki spesifik etkisi, ince bağırsak duvarların geçirgenliğini bozar ("sızıntılı bağırsak sendromu"), buna bağlı olarak, tamamen sindirilmemiş olan gıda parçacıkları, bakteriler ve toksik maddeler, çevreleyen dokuya ve kan dolaşım sistemine geçer. Aynı zamanda, alınan gıdadaki besleyici maddelerin emilimi (adsorpsiyon) bozulduğundan, besleyici maddelerin kaybı meydana gelir. Bu durum ise, çok sayıdaki çözümü zor olan tıbbi problemlerin anlaşılmasında anahtar olabilir. Vücuttaki besleyici maddelerin eksikliği ve aynı anda vücudun toksinlerle v.s. maddelerle kirlenmesi kaçınılmaz olmakta, bu hal ise, er ya da geç, kaçınılmaz bir şekilde şu veya bu sağlık sorununa neden olacaktır.

Glütenin doğrudan rol oynayabileceği en bilinen haller ve hastalıkların listesi:

• Alerjiler (mevsimsel ve ikincil gıda alerjileri)

• Alopesi (saç dökülmesi)

• Astım

• Atopik dermatit (egzama)

• Otizm

• Otoimmün hepatit

• Tiroit hastalıklarında otoimmün patolojileri

• Kısırlık

• Crohn hastalığı

• Parkinson Hastalığı

• Kemiklerde ağrı

• Şişkinlik

• Vitiligo

• Depresyon

• Diyabet

• Belirgin bir neden olmadan migren

• Miyopati

• Multipl dağınık skleroz

• Tekrarlanan düşükler

• Adet öncesi sendromu

• Zihinsel gelişim problemleri, zeka geriliği

• Sedef

• Romatoid artrit

• DEHB (dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu)

• Tiroidit (hipo- tiroit)

• Fibromiyalji

• Kronik kabızlık

• Sık sık gevşek dışkı

• Epilepsi

Uzman hekimlerin görüşüne göre ve İrina Baker’in (beslenme uzmanı danışmanı), otizm belirtileri olan küçük yaştaki çocukları gözlemleme konusundaki kişisel deneyimine göre, (3 yaşından önce diyete başlanılması halinde), iki- iki buçuk yıl boyunca en sıkı şekilde uygulanan GFCF (Glütensiz ve Kazeinsiz) diyetin, geliştirme terapileri kompleksi ile birlikte uygulanması halinde, birçok vakada belirtileri tamamen ortadan kaldırabilir. Ancak bu durum, kendini daha iyi hissetmeye başlamanın daha önceden görülmeyeceği manasına gelmez. Diyetin etkinliği konusunda ikna olmak için, diyetin asgari olarak 4-6 ay boyunca sıkıca uygulanması gereklidir.

 

>